İkinci Beyin: Kendim İçin Tuttuğum Ayna

Bir noktada şunu düşündüm: “Bu siteyi kim ne yapsın ki?”
Zaten binlerce içerik üreticisi var. Herkes bir şeyler yazıyor, herkes bir şeyler paylaşıyor. Ben de mi bu kalabalığa katılacaktım?
Durdum.
Ve kendime farklı bir soru sordum: “Bunu başkaları için mi yapıyorum, yoksa kendim için mi?”
Cevap geldiğinde her şey değişti.
Ben bu blogu ve Notion’daki Second Brain sistemimi kendim için kuruyorum.
Başkaları için değil.
Bir gün geriye döndüğümde görmek istiyorum: Hangi zamanda ne düşünmüşüm? Ne yazmışım? Ne kadar disiplinli ilerlemiş, ne zaman vazgeçmiş, ne zaman tekrar başlamışım?
Bu bir performans değil. Bu, zamanla kendi kendime tuttuğum bir ayna.
Tiago Forte’nin Second Brain metodolojisini uygulamaya başladığımda anladım ki not tutmak bilgi biriktirmek değil.
Not tutmak, düşüncenin izini kaybetmemek demek.
Çoğumuz her gün onlarca fikir üretiyoruz. Bir toplantıda bir şey fark ediyoruz, bir kitapta bir cümle içimize işliyor, bir yürüyüşte aklımıza bir şey geliyor.
Ve sonra kayboluyor.
Beyin üretmek için var. Depolamak için değil.
Second Brain ise tam olarak şu: beyninin dışında, sana ait, güvenilir bir düşünce deposu.
Notion’da sistemimi kurmaya başladığımda ilk haftalar kaotikti.
Her şeyi kaydetmeye çalıştım. Her makaleyi, her alıntıyı, her fikri. Sistem şişti, karmakarışık oldu. Bakmaktan korkar hale geldim.
Sonra Forte’nin en önemli ilkesini gerçekten anladım:
Sadece seni rezonansa getiren şeyleri kaydet.
Herkese faydalı olabilecek şeyleri değil. Sana dokunan şeyleri.
Bu farkı anladığımda sistem nefes almaya başladı.
Şu an sistemim şöyle çalışıyor:
Bir şey dikkatimi çektiğinde, bir fikir, bir cümle, bir gözlem, hemen Notion’a düşürüyorum. Ham haliyle. Güzel yazmaya çalışmadan.
Haftada bir kez gözden geçiriyorum. Bağlantıları görüyorum. Bazen iki farklı haftanın notu birleşerek yeni bir fikre dönüşüyor.
Ve ayda bir geriye bakıyorum.
Bir ay önce ne düşünüyordum? Nerede takılı kalmıştım? Neyin peşindeydim?
Bu geriye bakış benim için en değerli kısım. Kendimi bir yabancı gibi okumak, ama o yabancının ben olduğunu bilmek.
Belki sen de bu blogu veya bir not sistemini başlatmayı düşünüyorsun.
Sana şunu söyleyeyim: okuyucu kazanmak için başlama.
Kendini kazanmak için başla.
En iyi sistem, senin sistemin. En iyi not, senin notun. En iyi blog, seni yıllar sonra güldürecek olan.
Geriye baktığında “işte buyum” diyebileceğin bir iz bırak.
Bu iz başkası için değil, senin için.
İlgili yazılar
- Yapay Zeka Bir Araç Değil, Yeni Bir Düşünme Biçimi — Düşünceyi kaydetmek yeter mi, yoksa onunla birlikte düşünmek mi gerek?
- Kobe’nin Sabah 5’i: Verimlilik Bir Saat Meselesi Değil, Bir Mimari — Sistemin diğer yarısı: neyi neden yaptığını bilmek.
Yeni yazılar e-postana gelsin: bültene katıl. Gizlilik bilgisi.